Down Sendromlu
Çocuklarda Konuşma Bozuklukları
Hepimizin bildiği gibi, kimse konuşarak dünyaya
gelmiyor. Konuşma; öğrenerek, taklit yoluyla sonradan
kazanılan bir beceri. Bu nedenle çocuklarımızla
doğuştan itibaren konuşmaya başlayabiliriz. Eğer
çocuklarımızın konuşmasını kendine bırakır, sadece
öz bakımları ile ilgilenirsek konuşması çok gecikebilir.
Onun için biz anne ve babalara çocuk bebek de
olsa onunla konuşmalarını tavsiye ediyoruz. Örneğin
göz kontağı sağlayarak "tabağını getirdim"
gibi konuşmalar konuşmanın bir adımıdır.
Down Sendromlu çocuklarda başlıca problem konuşmanın
gecikmesi ve tekrarlamalı konuşma . Hemen hemen
2-2,5 bazen 1,5 yaşlarda konuşma başlayabilir.
Kimi çocuk daha çabuk kavrıyor, algılaması daha
iyi, kimi ise yalnız anlıyor ama kendini güzel
ifade edemiyor. Tekrarlamalı konuşma ise masa
yerine da da, pencere yerine pe pe pe gibi yetersiz
bir konuşmadır. Çocuk ritmi kavramış ama konuşmanın
henüz başlangıcını kavrayamamıştır. Down Sendromlu
çocuklar birbirlerine ne kadar benzeseler de onların
da algılaması, ince motor becerileri, dil dudak
hareketleri birbirinden farklıdır. Bu nedenle
bazılarında gecikme daha uzun bazılarında daha
kısa sürebilir.
Çocuklarımızda bazı organik nedenlerden kaynaklanan
konuşma yetersizliği de olabilir. Organik neden
dediğimiz yapısal nedenlerdir. Bu durumda zihinsel
açıdan biraz daha geç kavramalarla birlikte algılama
da daha yavaş oluyor. Biz konuşmalarımızda uzun
cümleler kurduğumuzda, çocuk sadece bir veya iki
sözcüğü anlıyor. Bu nedenle başlangıçta tek sözcükle
bir şey ifade edebiliriz. Örneğin " Sen masada
oturup yemeğini yedin mi?" yerine "yedin
mi?" demeliyiz.
Kısa, küçük dil veya üst damaktaki büyük bir
boşluk, kubbe damak ...vb. organik nedenler de
bazı seslerin çıkartılmasına engel olabiliyor.
Bununla birlikte çocuğun diş yapısı da önemlidir.
Eğer dişleri yoksa S, Ş, V, sesleri çıkartılamıyor.
Dişlerde bir çaprazlılık varsa bu durum aparatlarla
düzeltilebilir. Ayrıca geniz etleri de konuşmayı
etkileyebilmektedir. Eğer genizde et fazla ise
ve büyükse M, N, sesleri doğru çıkamıyor.
Bir diğer organik neden de Down Sendromlu olmalarına
rağmen kulaklarda işitme kaybının olmasıdır. Anne
babalar bunu çok geç fark edebilir. Eğer bu kayıp
zamanında fark edilirse çocuğun durumuna göre
müdahale edilebilir.
Diğer konuşma yetersizliği nedenlerinden biri
de sadece beyinden kaynaklanan değil, artikülasyondandır.
Çocuklarımızın bazılarının dilleri daha büyüktür.
Ve bu büyük dil bazı seslerin çıkartılmasını engellemektedir.
Bu nedenle tavsiyemiz daha küçük yaşlarda çocuğun
dilini içeriye çekmesini sağlamaktır. Dildeki
esneklik bazı çocuklarımızda yetersiz olabilir.
Dil-dudak hareketleri ile dilin esnekliğini arttırabiliriz.
Ayrıca dil altı bağına da bakılmalıdır. Eğer çocuk
dilini çok az bile kıvırabiliyorsa masajla ve
egzersizlerle dil hareketliliği yerine gelebilir.
Konuşmanın en önemli unsurlarından biri de kontrollü
nefestir. Bazen 4-5 yaşında ki çocuk bile kontrollü
üfleme yapamıyor. Bunu yapamazsa o nefesi yalnız
genizden verebilir. Ancak asıl üfleme ağızdan
üflemedir ve bu nefesle bizler sözcükler söyleyebiliyoruz.
Bunun için çocuklarımıza ve velilere nefes egzersizleri
yapılmasını tavsiye ediyoruz.
Diğer konuşma yetersizliği de bazı seslerin çıkartılamaması.
Eğer çocuk bazı sesleri telaffuz edemiyorsa, tek
tek çalıştırarak, belki biraz geç ama o sesleri
çıkarabilir. Daha sonra hecelerde, açık ve kapalı
hecelerde, iki seslinin arasında o sesi çıkarma
çalışmaları yapılır. Çocuk artık basit sözcükler
de , daha uzun sözcüklerde veya basit cümlelerde,
daha geniş cümlelerde o sesi kullanabilir.
Fonematik işitme yetersizliği, sesi diğer seslerden
ayırt edememe demektir. Örneğin çocuk için kas,
kaz, gaz aynı şeyi ifade etmektedir. Çünkü çocuk
bu seslerin anlam değiştirdiğinin farkında değildir
veya bir ses olarak kabul etmektedir. Fonematik
ayrım bu çocuklarda çok önemlidir. Bunu muhakkak
uygulayalım. Eğer biz bu sesleri anlamlı hale
getirebilirsek, hele de Down Sendromlu çocuklarda,
çocuk bu sesi konuşmasında uygulayabiliyor ve
konuşmasında ilerleme oluyor.
Seslerin çıkartılamamasının da çeşitleri vardır.
Sigmatizm dediğimiz S, Ş, Z seslerinin çıkartılamaması.
Bundan başka çocuk R ve L'yi söylemiyor, ancak
başka bir sesle değiştiriyor. Diğer taraftan Kapasizm,
K sesleri ile T'yi değiştirme. En çokta bizim
çocuklarda bu görülür. Örneğin Kabak yerine Tabak.
Tetizm dediğimiz bir yetersizlik de vardır. Yani
bütün ünsüzleri Te Te ve De De olarak konuşulması.
Bu ağır bir dislali olay bizim için.
Bütün sesleri yerine getirmemiz gerekiyor. Bunun
için öncelikle 8 tane sesli ( A, E, İ,...) harften
başlıyoruz. Başlarken ona en yakın olanı, çocuğun
en kolay söyleyebileceğinden başlıyoruz. Çünkü
çocukta güvenin oluşması önemlidir. Çalışmada
konuşmanın resimlerle ve ayna ile desteklenmesi
gerekir. Ayna karşısında konuşma ve taklit tek
başına yeterli değildir. Örneğin V sesini Y ile
değiştirenler, N ile veya L ile de değiştirenler
var. Eğer biz Vapur resmi çizerken dişlerimizle
de V derken ona "bak ben böyle yapıyorum
, sen de ısırdın mı bunu söylerken" diyerek
çalışmayı bütünleştirmeliyiz. Başlangıçta öyle
başlanınca çocuk onu görüyor ve gördüğünü de uyguluyor.
Ama "Aaaaaa şimdi sen bebek gibi konuştun,
hayır böyle konuşman gerekiyor" dediğimizde
veya "Bak sen benden bile güzel konuştun"
deyince onda bir güven oluşmakta ve ilerleme olmaktadır.
Bazen çocuklarımız bir şeyi çabuk çabuk ve her
sözcükten tek heceler ile anlatıyor (Acelecilik).
Ve yine konuşma yetersiz olmaktadır. Biz buna
Batarizm diyoruz. Bu durumda konuşma ritmini azaltma,
yavaşlatma metotları kullanılmaktadır. Aceleciliği
kısıtlamak ve yalnız bu yönde çalışmak gerekiyor.
Konuşma ile ilgili bazen birden fazla yetersizlik
olabilir, gecikme, seslerin çıkartılamaması ve
konuşma ritmi gibi. Böylesi durumlarda mutlaka
çok yönlü çalışma gerekmektedir.
Başlangıçta dediğimiz gibi konuşma, bir taklit
olayı. Çocuk evde düzgün bir konuşma duyarsa konuşması
da düzgün gelişmektedir. Ancak sesleri tam çıkartamadığı
zaman kelimeler düzgün çıkmamakta veya Agramatik
bir konuşma gelişmektedir. Agramatik konuşma dediğimiz,
kelimelerin eklerinin söylenememesidir. "Geliyorum"
yerine "Geliyo veya Geldi" diyebiliyor.
Daha ileri ki zamanlarda bunun da üstesinden gelinebilir
ve konuşma yerine gelebilir.
Son olarak erken teşhis ve tedavi çok önemli.
Çocuğun durumunu tam olarak bilmek, yani çocuğun
konuşma yetersizliğinin ne seviyede olduğunu bilmek.
Konuşamıyor ama nedir bu konuşamama? Ses mi çıkartamıyor,
anlama algılama ne derecede? Organik midir, çocuk
anlamıyor da onun için mi konuşamıyor? Bu soruların
yanıtları çok önemli. Eğer erken bir yaşta başlanırsa
çok daha kolay ve hızlı ilerleme olabilmektedir.
Çünkü çocuğun kimi yanlışlıkları erkenden önlenebilmektedir.
Çocuk başlangıçta yeniye ve doğruya alışırsa,
veliler tarafından doğru yönlendirilir ve iyi
bir eğitim verilirse, o yetersizlikler daha başlangıçta
ortadan kalkmaktadır.
Ayrıca Down Sendromlu çocuklar için şunu söyleyebilirim.
Onlar sevecen oldukları için, onlara yaklaşım
çok daha kolay oluyor. Bizler; uzmanlar, eğitimciler,
anne ve babalar, onların kalbine giren yolu bulursak,
başarı mutlak oluyor.
Logoped Gülbiye
Atasoy
Bu tip hastalığı olan bireylerin kritik dönemlerinde konuşmaları için dil pedagoglardan yardım almalılar.
YanıtlaSil